Faiz artırımı resmen itiraf: Enflasyonun inmesi üç yıl sürecek

Fikret Artan

Hatırlarsak, 22 Haziran Tarihinde aynı Kurulun alacağı Faiz Kararını Oda TV olarak büyük ölçüde tahmin etmemize rağmen, kamuoyunda beklentiler yüzde 20-40 arasında oldukça yüksekti ve Kurul bu beklentilere yeterli ölçüde karşılık veremediği için, özellikle Döviz Kurlarında yukarı yönlü hareket olmuştu.

Ekonomi Yönetimi ve Merkez Bankası öngörülememezlik niteliğini bu sefer de bozmayarak beklentilerin altında bir Faiz artışı yaptı. Birçok ekonomist gibi ben de 500 Baz Puanlık bir artış ve yüzde 20’lik bir Faiz Oranı belirlenmesini bekliyordum. Burada bizlerin tahminlerinden daha önemlisi, Ekonomi Yönetiminin “Öngörülebilirlik” ve buna bağlı olarak “Güvenilirlik” iddiasına ters ve şaşırtıcı kararlar alarak çelişkiye düşmesidir.

TCMB Sitesinde yayınlanan basın açıklaması da bu değerlendirmemizi haklı çıkarmaktadır ki; bir yandan faiz artışı ile parasal sıkılaştırma ve sonuçta enflasyonun aşağı çekilmesi hedeflenirken, diğer yandan Meclisten geçen yasalarla ve bağlı olunan Hazine ve Maliye Bakanlığının mutabakatı ve Cumhurbaşkanlığının Onayı ile Maaş ve Ücretlerde gerçekleşen adaletsiz artışlar ile, Petrol Ürünlerinde yapılan ek ÖTV ve MTV düzenlemesinin yol açtığı artışların, maliyet artırıcı yönüyle “enflasyon üzerinde ilave olumsuz etkiler yapacağının” itiraf edilmesidir.

Yani Hazine ve Maliye Bakanlığı Bütçe Açıklarını kapatmak için Ek Vergilerle enflasyonla mücadeleye, vatandaşlarımızın içinde bulunduğu zor ekonomik şartları göz ardı ederek, darbe vururken, diğer yandan Merkez Bankası Enflasyonun indirilmesi amacıyla kademeli olarak azalan oranda Faiz Artırımına devam edecek gibi görünmektedir.

Bu durum, Enflasyon ile aradaki fark kapanana kadar devam edecek ama, Merkez Bankasının “Enflasyonun ana eğilimindeki yükselişin süreceğine dair öngörüsü” bu farkın kapatılmasının çok uzun süreceğini ortaya koymaktadır.

Nitekim, basın bildirisinde muğlak olarak yer alan enflasyonun Orta Vadede yüzde 5 düzeyine indirilmesi hedefi de göstermektedir ki, Orta Vade 3 yıllık bir süreyi kapsadığına göre, Fiyat İstikrarının sağlanması 2026 yılına kadar söz konusu olmayacaktır.

Bütün bu gelişmeler bize ekonomi yönetiminde koordinasyonun olmadığını, Makro Ekonomi ile ilgili bütün Birimlerin ve Bakanlıkların katıldığı bütüncül ve yapısal sorunları çözmeyi hedefleyen, ciddi ve tutarlı olarak hazırlanmış bir İstikrar Programı yerine, günü birlik ve her bir kurumun kendi kafasına göre, birbirleriyle çelişen kararlar almaları sebebiyle, öngörülebilirlik ve güvenilirliğin söz konusu olmadığını ve Makro ekonomik göstergelerde kısa dönemde iyileşme sağlanmasının mümkün olmadığını göstermektedir.

FİKRET ARTAN KİMDİR

İ.Ü. İktisat Fak. mezunu olup, ABD Kolorado Üniv. Ekonomi Enstitüsünde Kalkınma Ekonomisi Sertifikası, ABD Kaliforniya Üniv. Uluslararası Tic. ve Finansman Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1986-2000 yıllarında DPT-Yıllık Ekonomik Programlar bölümünde Planlama Uzmanı, 1997-1998 yıllarında Başbakanlık Ekonomi Müşaviri, 2000-2001döneminde Dış Tic. Müsteşar Yardımcılığı ve 2001-2004 yıllarında T.C. Vaşington Büyükelçiliği Ticaret Başmüşavirliği Diplomatik görevlerinde bulunmuş, 2018 yılından beri Ekonomi Bakanlığı Müşavirliğinden Emekli Bürokrattır.

KİT’ler, Özelleştirme, Makro Ekonomik Dengeler, Ekonomik Krizler ve Dış Ticaret alanında çalışmaları bulunmaktadır.

İlgili haber: Eski Başbakanlık Müşaviri Fikret Artan açıkladı: Zamların perde arkası

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx